YAŞLANMANIN YAVAŞLATILMASI (ANTİAGİNG)

15/9/2008 · Kategori: SAGLIK

Son yıllarda özellikle şehir hayatındaki aşırı yorgunluk, stres, hava kirliliği, yiyecek kalitesinin bozulması gibi pek çok nedenden dolayı yaşlanma ve yıpranma çok artmıştır. Her ne kadar tıp teknolojisinde çok büyük ilerlemeler olduysa da, insanın ömründe ve yaşam kalitesinde, teknolojideki ilerlemeler kadar artış olmamıştır. Bu nedenle kişinin kendini daha iyi tanıması ve henüz hastalıklar oluşmadan kendine iyi bakması çok akıllıca olur. Son zamanların gözde ifadesiyle antiaging veya esas tabiriyle doğal ve uzun yaşamın sırları bizzat doğanın kendisinde gizlidir. Burada tek yapmamız gereken bir seçim yapmaktır. Seçimimiz iki şekilde olabilir. Birincisi normal kader enerji akışı içerisinde kalmak ve her gelen sağlık deneyimine razı olmaktır. İkinci seçimse normal kader enerji akışı içinde kozmik sistemden izin alarak aynı sağlık kaderi programımızı daha az hatalı ve daha verimli bir proramda icra etmektir. Eğer daha sağlıklı olma ve daha geç yaşlanmayla ilgili bir seçim yaptıysak, o zaman bu bölümün size katkısı olabilir.

 

Her şeyden önce şunu belirtmek isterim ki, estetik ve kozmetik olan yüz germe, botoks, dolgu enjeksiyonları gibi uygulamalar aslında gerçek anlamda antiaging olmayıp daha yaşlı bir görünümün sadece cilalanmış halidir. Bedeni olduğu kadar, ruhu da genç ve diri tutmayı amaç edinmemiş bir antiaging programı tam anlamıyla başarılı sayılamaz.

 

 

Growth Hormone (Büyüme Hormonu): Son yıllarda antiaging ile ilgili en çok kullanılan maddelerin başında büyüme hormonu gelmektedir. Büyüme hormonunun kimyasal preparatlarını bilinçsizce kullanmak bazı sakıncalara yol açabilir. Örneğin, vücutta uyuyan tümörleri harekete geçirebilir yada büyütebilir. Daha doğal olan diğer büyüme hormonu salgılatıcıları ise direkt hormon vermek yerine, bu hormonun vücuttan salgılanmasına yardımcı olacak büyüme hormonu düzeyini arttırabilirler. Genelde doğal olanın tercih edilmesi daha akıllıca görülmektedir.

 

 

Bitkisel Takviyeler: Growth hormone releaser (büyüme hormonu salgılatıcısı), arı poleni, arısütü, chlorella, üzüm çekirdeği özü, coenzyme Q-10, amrit kalaş, kefir, A, E, C vitaminleri, bakır, alfa lipoik asit, çinko, selenyum, ginkgo biloba, B1, B6 vitaminleri, folik asit, ginseng ve aloe vera genelde uzun ömrü desteklemeye yardımcıdır.

 

 

Bitki Çayları: Kombu çayı, yeşil çay, adaçayı, yüksek dağlarda yetişen özel ve yöresel  bitki çayları ve genelde tropikal bitki çayları yararlıdır.

 

 

Baharatlar: Biberiye, zencefil, zerdeçal, mercanköşk, dereotu ve fesleğen faydalı baharatlardandır. Ayrıca yüksek ve temiz dağlarda yetişen genelde yeşil renkli baharatlar da, özellikle dağkekiği de şifalıdır.

 

 

Genel Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler: Daha sağlıklı bir yaşam için mümkün olduğunca vejetaryenliğe yakın bir diyet seçilmelidir. Özellikle kırmızı et seçiminde dikkatli olmak gerekir; suni beslenmiş ve mutsuz hayvanların etleri yenmezse iyi olur. Mümkün olduğunca organik yetişmiş ve mevsimdeki gıdalara ağırlık vermek, turfanda ve hormonlu sebze, meyve ve konservelerden uzak durmak, akşam çok geç ve ağır yememek büyüme hormonu düzeyini olumlu etkiler.

 

Ayrıca hareketsiz kalmamak, düzenli egzersiz yapmak, beyaz un ve beyaz şekeri azaltmak, stresi aşırı birikmeden atmaya çalışmak, sağlam bir ruhsal inanca sahip olmak, mümkün olduğunca temiz hava ve oksijen almak, bol ılık su, kaynak suyu ve madensuyu içmek, düzenli uyumak, düzenli saç, kıl, tırnak temizliği yapmak, bol kahkaha atmak, gülmek, rahatlatıcı masajlar ve bakımlar yaptırmak, yaşa ve cinsiyete göre düzenli vitamin, antioksidan ve destekleyiciler kullanmak bu konuda ilk akla gelenlerdir. Tabi ki kişinin genetik mirası da bu konuda çok önemlidir. Bazı ırklar çok erken yaşlanırken, bazı ırklar da –çok doğru yaşamasalar da- çok erken yaşlanmayabilirler. Fazla kilonun ve şişmanlığın ne kadar hızlı bir yıpranma ve yaşlanma etkeni olduğunu, kalbi, damarları nasıl hızlı yıprattığını söylemeye bile gerek yok. Düzenli ve sağlıklı bir evliliğin de ömrü uzattığı bilinen bir gerçektir.

 

Kaynak:   DOĞANIN ŞİFALI ELİ

               Dr. M. Ender Saraç

Derleyen: Özlem Kahvecioğlu

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BAL

15/9/2008 · Kategori: SAGLIK

Bal doğadaki en muhteşem ve şifalı mucizelerden biridir. Çiçeklerin salgıladığı nektar adı verilen bir sıvının arının enzimleriyle karışmasıyla oluşur. Balda geniş miktarda karbonhidrat, çeşitli mineraller, B-kompleks vitaminleri, C, D, E vitaminleri bulunur. Bal hem enerji verir, hem de iyileşmeyi sağlar. Doğal bir antiseptiktir.

 

Mısır’da yapılan arkeolojik kazılarda, piramitlerden çıkartılmış ve sıcak iklimde hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmış 5000 yıllık ballar bulunmuştur.

 

Bal, şeker hastaları veya bala alerjisi olan kişiler dışında herkesin tüketmesinde yarar olan çok değerli bir gıdadır.

 

Kullanımı: En ideal kullanım şekli sabah akşam kahvaltıdan ve yemekten önce, 1 tatlı kaşığı balı az limon suyu ve bir bardak ılık suyla karıştırıp içmektir.

 

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar: Balın ısıtılmamış, işlenmemiş ve doğal olmasına dikkat edin. Bir yaşın altındaki çocuklara bal vermeyin.

 

Çok Önemli Bir Not: Bal 40 derecenin üzerinde özellik değiştirir ve zararlı toksik maddeler oluşturabilir. Bu nedenle, kaynamış çay veya süt içerken içine şeker yerine bal koymayınız. Bitki çaylarına ılıdıktan sonra bal karıştırıp içebilirsiniz.

 

Kaynak:   DOĞANIN ŞİFALI ELİ

               Dr. M. Ender Saraç

Derleyen: Özlem Kahvecioğlu

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

KANSER DÜŞMANI BESİNLER

15/9/2008 · Kategori: SAGLIK

Günde 5 porsiyon meyve ve sebze kanser riskini azaltıyor. İşte kansere düşman olan besinler:

 

 


Yapılan araştırmalara göre, bütün kanser türlerinin % 70'inin kötü diyetle bağlantılı olduğu, sağlıklı diyet ve beslenmeyle de kansere yakalanma oranının düşürülebileceği vurgulanıyor.

Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü'ne göre, günde 5 porsiyon sebze ve yemek yenmesi kanser riskini % 20'den daha fazla düşürüyor.

Ayrıca kansere karşı en koruyucu sebze ve meyveler; havuç, soğan, sarımsak, brokoli, yeşil yapraklılar, domates, narenciye ve baklagiller olarak sıralanıyor.

"Gelecekte kanserle savaş çabalarının 'mucize haplar' yerine diyetsel ayarlamalar etrafında döneceği" belirtiliyor.

Araştırmada, beslenmede kırmızı et ve hayvansal yağlarda bulunan doymuş yağlar ile katı margarin ve katı yağlar olarak bilinen trans yağların hücre zarlarına zarar verdiği, bu nedenle de hücreleri istilacılara karşı koruyamadıklarına işaret edilerek, beslenmede yağ oranının mutlaka düşürülmesinin önemine değiniliyor.

Kanser türleri ve buna karşı koruyucu yiyecekler de şöyle:
Mesane Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

Göğüs kanseri: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt.

Kolon kanseri: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

Yemek borusu kanseri: Yeşil çay, domates, domates ürünleri.

 

Karaciğer: Sarımsak, yeşil çay.

Akciğer kanseri: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.

Yumurtalık kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler.

Pankreas kanseri: Baklagil, çay, domates ve domates ürünleri.

Prostat kanseri: Brezilya fındığı, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.

Mide kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tüm tahıllar.

 

Haber3.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::